• Osho Meditasyonları
MEDİTASYONUN ÖZÜ: ZİHİNSİZLİK, TANIKLIK VE İÇSEL ÖZGÜRLÜK
Bölüm 1: Meditasyon Nedir ve Ne Değildir?
Meditasyon, sanıldığı gibi bir yetenek değil, nefes almak
gibi her insanda doğal olarak var olan bir durumdur. Özünde meditasyon, zihnin
ötesine geçme sanatıdır; zihnin tamamen sessiz olduğu, hiçbir düşüncenin hareket
etmediği ve içsel boşluğun deneyimlendiği bir zihinsizlik (no-mind) halidir.
Zihin sürekli bir kargaşa, gürültü ve geçmiş ile gelecek arasında gidip gelen
bir trafik halindeyken, meditasyon bu trafiğin durduğu bir tam durak
noktasıdır.
Dünyada meditasyon hakkında en büyük yanlış anlaşılmalardan
biri, onun konsantrasyon ile karıştırılmasıdır. Konsantrasyon, zihni tek bir
nesneye odaklayan ve gerginlik yaratan bir zihin aktivitesidir; bir şeyi
dışarıda bırakırken diğerine odaklanır. Oysa meditasyon konsantrasyonun tam
zıddıdır; o bir gevşeme halidir, hiçbir şeyi dışlamayan, her şeyi kapsayan bir
farkındalıktır. Konsantrasyon zihni güçlendirirken, meditasyon zihnin erimesini
sağlar. Meditasyon aynı zamanda tefekkür (contemplation) de değildir; çünkü
tefekkür hala zihinsel bir süreçtir, düşüncelerle sınırlıdır. Gerçek meditasyon
(dhyana), bir nesneye veya konuya sahip olmayan, sadece saf bir sessizlik
durumudur.
Meditasyon bir "oluş" halidir; bir şey yapmak
değil, hiçbir şey yapmadan sadece orada bulunmaktır. Bu durum, meşguliyetsizlik
ve içsel bir boşluk olarak tanımlanabilir. Meditasyon bir iç yolculuktur;
çevreden merkeze, geçiciden ebediyete bir harekettir. Zihin dış dünyayı
keşfetmenin aracı iken, meditasyon iç dünyayı keşfetmenin tek yoludur.
Bölüm 2: Tanıklık (Witnessing) ve Farkındalık Mekanizması
Meditasyona giden en temel kapı ve anahtar strateji
tanıklıktır (witnessing). Tanıklık, düşünce süreçlerini, duyguları ve bedensel
eylemleri bir izleyici gibi, yargılamadan izlemek anlamına gelir. Zihin bir televizyon
ekranı gibidir; anılar, görüntüler, arzular ve düşünceler bu ekrandan geçer.
Meditasyon, bu trafiğin içine atlamadan, yol kenarında durup trafiği
seyretmektir.
Bu süreç üç katmanda gerçekleşir:
1. Bedenin izlenmesi: Yürürken, yemek yerken veya otururken
bedensel eylemlerin farkında olmak.
2. Zihnin izlenmesi: Düşünceleri, hayalleri ve anıları bir
film şeridi gibi izlemek.
3. Duyguların izlenmesi: Ruh hallerini, öfkeyi, sevinci ve
duygusal dalgalanmaları gözlemlemek.
Kişi izlemeye başladığında, izleyen (tanık) ile izlenen
(içerik) arasında bir mesafe oluşur. Bu mesafe sayesinde zihinle olan
özdeşleşme kırılır; "Ben bedenim" veya "Ben zihnim"
illüzyonu sona erer. İzleyici %100 olduğunda zihin sıfıra iner; bu an satori
veya samadhi'nin gerçekleştiği andır. Bu durum bir farkındalık alevidir; ışık
odaya girdiğinde karanlığın kaybolması gibi, farkındalık geldiğinde zihin ve
onun getirdiği sefalet de yok olur.
Bölüm 3: Meditasyonun Getirdiği Dönüşüm ve Özgürlük
Meditasyon sadece sessizce oturmak değildir; o hayatın her
anına yayılması gereken bir niteliktir. Duş almak, yemek pişirmek veya
çalışmak, eğer tam bir mevcudiyet ve farkındalıkla yapılıyorsa bir meditasyona
dönüşür. Meditasyonun gerçek meyvesi vecit (ecstasy) ve coşkudur (bliss).
Mutluluk dışsal nedenlere bağlıyken, meditasyondan doğan coşku nedensizdir ve
kişinin kendi iç doğasından kaynaklanır.
Meditasyon bir disiplin değil, bir isyandır. Toplumun,
dinlerin ve siyasetin üzerimize dayattığı koşullanmalardan, dogmalardan ve
sahte kişiliklerden kurtulma çabasıdır. Meditasyon yapan kişi artık bir makine
veya robot gibi yaşamaz; o de-automatize olmuştur, her an taze ve spontanedir.
Bu durum kişiye gerçek bir aristokrasi ve asalet kazandırır; bu asalet paradan
veya soydan değil, içsel uyanıştan gelir.
Ayrıca, meditasyon ve sevgi birbirini tamamlayan iki kanat
gibidir. Meditasyon yalnızlıkta çiçek açmak iken, sevgi bu çiçeğin kokusunu
başkalarıyla paylaşmaktır. Meditasyon olmadan sevgi sadece tutku veya
bağımlılık olurken; sevgi olmadan meditasyon soğuk ve cansız bir hale
gelebilir. Bir sannyasin hem sessiz hem de sevgi dolu olmalıdır; bu iki kutup
dengelendiğinde hayat bir orkestraya dönüşür.
Sonuç olarak meditasyon, kişinin kendi evine dönmesidir. Bu
yolculukta zihin bir engel, farkındalık ise bir köprüdür. Meditasyon sayesinde
insan, ölümlü bir beden olmadığını, ebedi ve sonsuz bir bilinç olduğunu keşfeder.
Bu keşif, tüm korkuların, kaygıların ve acıların sonu; bitmek bilmeyen bir
kutlama ve şükran halinin başlangıcıdır.
Diğer Olağan Meditasyonlar
Özümüze ait olmayan, bize öğretilen düşünme kalıplarının oluşturduğu sınırlamalar nedeniyle hissettiğimiz baskı!
Günlük hayatımızın koşturması içinde zihnin hızına yetişmeye çalışmanın en doğal sonucu olan kendimizden uzaklaşmamız!
Düşüncelerimizi bizim sadece parçamız değil bütünümüz zannetmemiz!
İŞTE !...“Meditasyon” bu cümlelerin hayatımızda kapladığı alanı azaltmanın çabuk ve etkin yoludur.




Yorumlar
Yorum Gönder