Meditasyon Nedir?
Meditasyon: Varlığın Özüne Yolculuk
Meditasyon, özü itibariyle bir yöntem veya teknik değil, zihinsizlik (no-mind) durumudur. Bu, zihnin tüm içeriklerinden —düşüncelerden, hatıralardan ve arzulardan— arındığı, sadece saf bilincin kaldığı bir haldir. Kaynaklarda belirtildiği üzere, meditasyon bir şey "yapmak" değildir; aksine, hiçbir şey yapmama, sadece burada ve şimdi olma halidir. Gerçek meditasyon, zihnin çabasının bittiği yerde başlar; o bir eylemsizlik (akarma) durumudur.
Meditasyonun en temel unsurlarından biri tanıklık etmektir (witnessing). Bu, bedenin, duyguların ve düşüncelerin farkında olmak ama onlarla özdeşleşmemek anlamına gelir. Kişi yürürken, yemek yerken veya dans ederken, bu eylemleri yapanın bedeni olduğunu, kendisinin ise sadece uzaklardan bakan bir gözlemci olduğunu fark ettiğinde meditasyon gerçekleşir. Bu durum, merkez (öz) ile çevre (beden/zihin) arasındaki ayrımın yaşanmış bir tecrübe haline gelmesidir.
Ayrıca meditasyon, insanın kendi içine yaptığı bir sıçramadır. Bu sıçrama, bilinenin (zihin) sınırlarından bilinmeyene (öze) doğru gerçekleşir. Kaynaklar meditasyonu "eve dönüş" olarak tanımlar; bu, evrenin bütünüyle yeniden birleşme ve kendi merkezinde kök salma sürecidir. Bu merkezde çatışma yoktur, sadece organik bir birlik ve mutlak bir sessizlik vardır.
Meditasyon Ne Değildir?
Meditasyon hakkında en büyük yanılgı, onun bir konsantrasyon sanılmasıdır. Meditasyon konsantrasyon değildir. Konsantrasyon zihnin daraltılması, bir noktaya odaklanması ve diğer her şeyin dışlanmasıdır; bu bir seçimdir ve zihinsel bir çabadır. Oysa meditasyon seçimsiz farkındalıktır; hiçbir şeyi dışlamaz, olan her şeyi olduğu gibi kabul eder. Konsantrasyon faydacıdır ve zihni güçlendirir; meditasyon ise faydacı değildir ve zihni aşmayı amaçlar.
Meditasyon ciddi bir iş veya görev de değildir; o bir oyundur (leela). Varlığın doğası kutlamadır ve meditasyon bu kutlamaya katılma halidir. Ciddiyet zihne ve egoya aittir; oysa meditasyon çocuksu bir masumiyet ve oyunculuk gerektirir. Eğer meditasyon bir zorunluluk veya disiplin olarak görülürse, egoyu güçlendirmekten başka bir işe yaramaz.
Meditasyon aynı zamanda bir hipnoz veya uyuşturucu etkisi de değildir. Uyuşturucular kimyasal yollarla sahte vizyonlar yaratabilir ancak kişiyi değiştirmez; meditasyon ise gerçek bir büyümedir ve elde edilen farkındalık asla kaybedilemez. Meditasyon bir "uyku" hali değildir; tam tersine, bedenin gevşediği ama bilincin en keskin seviyede uyanık kaldığı bir durumdur.
Modern İnsan ve Dinamik Meditasyon İhtiyacı
Geleneksel meditasyon yöntemleri (sadece sessizce oturmak gibi) modern insan için genellikle yetersiz kalmaktadır. Bunun sebebi, modern insanın yüzyıllardır süregelen toplumsal baskılar, ahlaki kurallar ve eğitim sistemleri nedeniyle derin bir bastırılmışlık içinde olmasıdır. Zihnimiz o kadar çok çöp ve gürültüyle doludur ki, doğrudan sessizce oturmaya çalışmak sadece bu gürültünün içinde boğulmaya neden olur.
Dinamik Meditasyon, bu bastırılmış enerjileri boşaltmak için tasarlanmış bir katarsis (boşalım) yöntemidir. Sessizliğe girmeden önce fırtınanın yaşanması gerekir; çünkü sadece fırtınadan sonra gelen sessizlik gerçektir ve canlıdır. Modern insan o kadar donmuş ve mekanikleşmiştir ki, onu köklerinden sarsacak, kaotik ve enerjik yöntemlere ihtiyaç duyar.
Dinamik Meditasyonun Aşamaları ve Mantığı
Bu yöntem, sistematik değil, kaotiktir çünkü modern zihin kaotiktir ve ancak kaotik bir yöntemle zihnin denetimi kırılabilir. Teknik beş aşamadan oluşur:
1. Nefes Aşaması: On dakika boyunca derin, hızlı ve kaotik nefes alınır. Bu, vücuttaki oksijen oranını artırarak biyokimyayı değiştirir ve uyuyan enerjileri (Kundalini) uyandırır.
2. Katarsis Aşaması: Kişi tamamen "çıldırır"; çığlık atar, dans eder, ağlar veya güler. Bu aşama, bilinçaltındaki tüm zehirlerin ve bastırılmış duyguların dışarı atılmasını sağlar.
3. "Hoo" Mantrası: Kollar yukarıda zıplayarak yapılan bu sesli vuruş, enerjiyi cinsel merkezden yukarıya, omurga boyunca itmeyi amaçlar.
4. Dur (Stop): Aniden donup kalma aşamasıdır. Tüm eylem durur ve enerji içe yönelir. Bu, tanıklığın zirveye ulaştığı andır.
5. Kutlama: Son aşama danstır; varlığın şükranını ve sevincini ifade etme halidir.
Teknik Bir Araçtır, Hedef Değil
Meditasyon yöntemleri sadece birer atlama tahtasıdır; nehrin kendisi değildir. Bir yöntem, sizi yöntemsizliğe taşımak için kullanılan bir araçtır. Kişi bir kez içindeki o sessiz boşluğu tattığında, artık tekniklere ihtiyaç duymaz; o alana her an girebilir. Ancak başlangıçta, zihnin hapishanesinden çıkmak için bu "yalan cihazlara" veya tekniklere ihtiyaç vardır.
Teknikler zihni yormak ve tüketmek içindir. Zihin tamamen tükendiğinde ve yapacak bir şey kalmadığında, "yapmama" (nondoing) hali kendiliğinden gerçekleşir. Meditasyon, sizin yaptığınız bir şey değil, başınıza gelen bir durumdur; siz sadece uygun ortamı hazırlarsınız.
Zihinden Bilince Geçiş
Zihin, toplumun bize verdiği, ödünç alınmış bir yapıdır; oysa bilinç bizim asıl doğamızdır. Meditasyon, toplum tarafından dayatılan bu koşullanmaları (conditioning) kırma sürecidir. Zihin geçmişe ve geleceğe aittir; meditasyon ise sadece şimdiki andadır. Geçmişe ölmek, hafızayı silmek değil, hafızayla özdeşleşmeyi bırakmaktır. Meditasyon yapan bir kişi hafızasını bir alet gibi kullanır ama onun içinde yaşamaz.
Bu süreçte ego da yavaş yavaş çözülür. Ego, geçmiş eylemlerimizin bir toplamıdır; meditasyonun derinleştiği eylemsizlik anlarında ego var olamaz. Kişi "ben" duygusunu kaybettiğinde, evrenle arasındaki sınırlar erir ve okyanustaki bir damla gibi bütünle birleşir.
Sağlık ve Meditasyon İlişkisi
Meditasyonun fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde de derin etkileri vardır. Hastalıkların büyük bir kısmı (yaklaşık %70-90) zihin kaynaklıdır. Bastırılmış öfke, korku ve kıskançlık vücutta zehirli birikimler oluşturur ve kasları kaskatı yapar. Katarsis yoluyla bu duygular boşaltıldığında, vücut doğal esnekliğine ve neşesine kavuşur.
Dinamik Meditasyon gibi yöntemler, vücuttaki oksijen seviyesini artırarak hücreleri canlandırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Zihin sağlıklı hale geldiğinde, hastalıkların temel nedeni ortadan kalkar.
Sonuç: Yaşamı Bir Sanata Dönüştürmek
Meditasyon, hayatın tüm zorunluluklarından kaçmak değil, hayatın içinde tam bir farkındalıkla yaşamaktır. O, sıradan olanı kutsal kılma sanatıdır; yürümeyi, yemeyi ve hatta nefes almayı bir ibadete dönüştürür.
Gerçek bir meditasyoncu toplumun kurallarına hapsolmaz, kendi içsel ışığını takip eder. Bu içsel özgürlük, dışarıdan dayatılan bir ahlak değil, farkındalıktan doğan kendiliğinden bir erdemdir. Sonuç olarak meditasyon, her anı bir kutlama ve şükran haline getirmektir; böyle bir yaşamda Tanrı'yı aramanıza gerek kalmaz, O sizi bulur.

Yorumlar
Yorum Gönder