Ego Analizi


  Zen Üstadı, Ego ve Gerçek Merkez

Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken başına şöyle bir olay gelmiş: Bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş. Ayağa kalkmış ve daha önce yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış ve şoka uğramış. "Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile!" demiş. Üstat ise, "Bu onun sorunu, benim değil," demiş.

Siz aydınlanmış birisiyle çatışabilirsiniz ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu çatışmada incinirseniz, o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu, bir duvarı yumruklamak gibidir; canınız yanacaktır ama sizi inciten duvar değildir.

Ego sürekli problem peşinde koşar. Neden? Çünkü kimse size ilgi göstermezse ego acıkmış hisseder. O, ilgiyle yaşar. Dolayısıyla birisi size kızgınsa ve sizinle kavga ediyorsa bu bile iyidir; çünkü en azından ilgisi üzerinizdedir. Eğer birisi severse iyidir; ancak kimse sizi sevmiyorsa o zaman kızgınlık bile iyi gelecektir. En azından ilgi üzerinizde olacaktır. Fakat kimse size hiçbir ilgi göstermezse, kimse sizin önemli birisi olduğunuzu düşünmezse, o zaman egonuzu nasıl besleyeceksiniz? Diğerlerinin ilgisine ihtiyaç duyarsınız.

Milyonlarca şekilde insanların ilgisini çekersiniz; belli bir tarzda giyinirsiniz, güzel görünmeye çalışırsınız, çok kibar olursunuz, roller edinirsiniz, değişirsiniz. Ne tür koşulların geçerli olduğunu sezinlediğinizde, hemen insanların size ilgi göstereceği yönde değişiverirsiniz. Bu, çok derin bir dilenciliktir. Gerçek bir dilenci, ilgi arayan ve talep eden kişidir. Gerçek imparator ise kendi içinde yaşayandır; onun kendi merkezi vardır, başka kimseye bağımlı değildir.

Buddha bir ağacın altında oturuyor; o an dünya yok oluverse, Buddha için bir şey fark edecek midir? Hiçbir şey. Tüm dünya kaybolsa bir fark yaratmayacaktır çünkü o, merkezine ulaşmıştır.

Ya siz? Şayet eşiniz kaçar, sizi boşar veya başka birisine giderse tamamıyla dağılırsınız. Çünkü o size ilgi gösteriyor, özen gösteriyor, seviyor ve sizin kendinizi "birisi" olarak hissetmenize yardım ediyordu. Tüm imparatorluğunuz kaybolduğunda siz de dağılıverdiniz; hatta intihar etmeyi bile düşünmeye başlarsınız. Neden? Çünkü kendinize ait bir merkeziniz yok. Karınız veya kocanız size bu merkezi veriyordu.

İnsanlar bu şekilde var olurlar; böylelikle başkalarına bağımlı hale gelirler. Bu, çok derin bir köleliktir. Ego bir köle olmak zorundadır çünkü başkalarına bağımlıdır. Sadece egosu olmayan kişi gerçek bir efendidir; artık o bir köle değildir. Bunu anlamaya çalışın ve egoyu kendi içinizde aramaya başlayın. Başkalarında değil; bu sizin işiniz değildir.

Kendinizi ne zaman mutsuz hissedecek olursanız hemen gözlerinizi kapayın ve bu mutsuzluğun nereden geldiğini bulmaya çalışın. Her seferinde göreceksiniz ki sahte merkeziniz başka biriyle çatışmakta. Siz bir şey umdunuz ve gerçekleşmedi. Bir şey beklediniz ve tam tersi oldu; egonuz sarsıldı ve mutsuzsunuz. Yalnızca bakın; ne zaman mutsuz olursanız nedenini bulmaya çalışın.

Sebepler dışınızda değil. Temel neden içinizdedir ama siz her zaman dışarı bakarsınız ve sorarsınız: "Beni kim mutsuz ediyor? Kızgınlığımın sebebi kim? Beni kim hayata küstürüyor?" Dışarı bakarsanız göremezsiniz. Sadece gözlerinizi kapayın ve her seferinde içe bakın. Tüm mutsuzluğunuzun, kızgınlığınızın, can sıkıntınızın kaynağı sizde, egonuzda gizli. Kaynağı bulursanız onun ötesine geçmeniz kolaylaşacaktır. Eğer başınıza dert açan şeyin kendi egonuz olduğunu görebilirseniz, ondan kurtulmayı tercih edersiniz; çünkü hiç kimse mutsuzluğunun kaynağını anladıktan sonra onu taşımaya devam edemez.

Şunu unutmayın ki egodan vazgeçmek için özel bir çabaya gerek yoktur; ondan sadece iradeyle vazgeçemezsiniz. Ondan kurtulmaya çalışırsanız, "alçak gönüllü oldum" diyen, daha zor fark edilen türden yeni bir egonuz olur. Alçak gönüllü olmaya çalışmayın; bu, kendini gizleyen bir egodur ama ölü değildir. Alçak gönüllülük yapay olarak yaratılamaz. Ego ortadan kaybolunca alçak gönüllülük kendiliğinden gelir. O, gerçek merkezin gölgesidir. Gerçekten alçak gönüllü bir adam ne alçak gönüllüdür ne de bencil; o sadece "basit"tir. Hatta alçak gönüllü olduğunun farkında bile değildir. Eğer alçak gönüllü olduğunuzun farkındaysanız, orada hâlâ ego vardır.

Zamanın birinde, sabahleyin hava henüz aydınlanmamışken fakir bir dilenci camide dua etmekteydi. Kutsal bir gündü ve dua ederken şöyle diyordu: "Ben bir hiçim. Ben fakirlerin en fakiri, günahkârların en büyüğüyüm." Birden bir başka kişinin daha dua ettiğini fark etti. Bu adam ülkenin imparatoruydu ve o da, "Ben bir hiçim. Kimse değilim. Sadece kapındaki bir dilenciyim," diyordu. Başka birisinin de aynı şeyleri söylediğini duyduğunda imparator dedi ki: "Durun! Beni geçmeye çalışan da kim? Sen kimsin? Bir imparator bir hiç olduğunu söylerken, onun önünde aynı şeyi söylemeye nasıl cesaret edersin?"

İşte ego böyle çalışır; çok kurnazca ve derinden. Çok uyanık olmalısınız, ancak o zaman onu görebilirsiniz. Alçak gönüllü olmaya çalışmayın; yalnızca tüm mutsuzlukların ve acıların ego yoluyla geldiğini görmeye çalışın.

OSHO

Kaynak: Ego: The False Center


Yazarın Yorumu

Osho bu metinde, insanın mutluluğunu ve kimliğini dış dünyaya, yani başkalarının onayına ve ilgisine bağlamasının yarattığı "duygusal köleliği" sarsıcı bir netlikle eleştirir. Zen üstadı örneğiyle verilen mesaj basittir: Eğer bir merkeziniz varsa, dışarıdan gelen saldırı size ulaşmaz; çünkü sizin iç huzurunuz başkasının davranışına endeksli değildir.

Metnin en vurucu noktası, egonun sadece kibirle değil, aynı zamanda "sahte bir alçak gönüllülükle" de beslenebileceği uyarısıdır. İnsan, "en mütevazı benim" dediği an bile gizli bir üstünlük yarışı içindedir. Osho'ya göre kurtuluş, egoyu yok etmeye çalışmak değil (çünkü bu çabanın kendisi de egodur), mutsuzluğun kaynağının dışarıda değil, içerideki bu "sahte merkezde" olduğunu fark etmektir. Farkındalık geldiğinde, ego bir kar gibi erir ve geriye sadece "basitlik" kalır.

Pavan Sufiya



Yorumlar

  1. Kimseye laf söyleme niyetinde değilim ama osho bunları çok güzel söylemiş , bunları kabul edersek osho anlattığıyla çelişiyor sheela onu terk ettiğinde ona karşı öfke doluydu ,öldürülmesi ile ilgili bile birşey çıkmış diye biliyorum(yanlışda olabilir)
    osho kendisine yumruk atan sheela ya çüçek gönderebilir , kendine iyi bak , bir ihtiyacın var mı da diyebiilirdi ,demek öğretisini tam benimsememiş , amacım hakaret küçültme değil sadece altını çızmek istedim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dinamik Meditasyon

Tek günah farkında olmamaktır

Arayış