Ararsan yitirirsin. Arama, bulursun


Ben bir doktrin öğretmiyorum; doktrin öğretmek anlamsızdır. Bir filozof değilim, zihnim felsefi bir yapıda değil. Felsefe insanı hiçbir yere götüremez, bugüne kadar götüremedi de. Düşünen ve sorular soran bir zihin, gerçek anlamda öğrenemez.

Pek çok doktrin mevcuttur ancak her doktrin bir uydurmadır; insanların yarattığı bir kurgu, bir keşif değil, bir icattır. İnsan beyni sonsuz sistemler yaratacak kapasitededir; ne var ki gerçeği teoriler yoluyla bilmek imkânsızdır. Tıka basa bilgiyle dolmuş bir zihin, cahil kalmaya mahkûmdur.

Aydınlanma, bilginin bittiği noktada başlar. Önümüzde iki olasılık vardır: Ya bir şey üzerinde düşünürüz ya da ona varoluşsal bir yoldan yaklaşırız. Bir insan ne kadar çok düşünürse, bulunduğu andan o kadar uzaklaşır. Bir şeyin üzerinde düşünmek, onunla olan doğrudan teması yitirmek demektir.

İşte bu yüzden benim öğretim; doktrin karşıtı, felsefe karşıtı ve spekülasyondan uzak bir deneyimdir. Olmak, yalnızca "olmak"tır. Açık ve savunmasız bir biçimde her şeyle bir olmak... Ben buna meditasyon diyorum.

Bilgi insanı yalnızca kurgulara ve yansıtmalara götürür, gerçeğe ulaşmanın bir aracı olamaz. Ancak gerçeği bir kez yakaladığınızda, bilgi bir iletişim aracına; bilmeyen biriyle bu gerçeği paylaşma yöntemine dönüşebilir. Teoriler ve dil ancak o zaman işe yarar; yine de yetersizdirler ve nihayetinde yanıltıcı olmaya mahkûmdurlar.

Varoluşçu yaklaşımla bilinen hiçbir şey tümüyle ifade edilemez. Bildiğimi ifade ettiğim an, o size sadece sözcükler halinde ulaşır; anlam ise geride kalır. Size ulaşan ölü bir sözcüktür. Bir bakıma anlamsızdır, çünkü asıl anlam deneyimin kendisindedir.

Bilgi bir ifade aracı olabilir ama bilmenin bir yolu olamaz. Bilen bir zihin engeldir; çünkü "bildiğinizde" alçakgönüllü olamazsınız. Bilgiyle dolu olduğunuzda içinizde bilinmeyene yer kalmaz. Zihin tıpkı bir rahim gibi boş, alıcı ve bütünüyle açık olmalıdır. Bilgi geçmişinizdir; hafızanız ve birikiminizdir. Birikim ise sizinle yeni olanın arasına giren bir engeldir.

Bilinmeyene açık olabilmek için cehaletinizin sürekli farkında olmalısınız. Hafıza bir kenara bırakılmalıdır. Anılarınız olmasın demiyorum; sadece deneyimin yaşandığı o "an"da hafıza orada olmamalıdır. Bu boşluk anı, meditasyondur (dhyana).

Deneyim ancak ne olmadığı söylenerek aktarılabilir. Dil, onun ne olduğunu ifade edemez. Hiçbir doktrinin geçerli olmadığını söylediğimde, bu bile bir doktrin gibi algılanabilir; ancak ben bir şey ortaya atmıyorum, bir şeyi inkâr ediyorum. "Hayır" denebilir ama "evet" ancak yaşanabilir.

İnsan, zihnindeki bilgilerin gerçeğe ulaşmada yararsız olduğunu kavramalıdır. Ya bilgilerinizle özdeşleşirsiniz ya da onları izleyen bir tanık olursunuz. Anılarınıza uzaktan bakabiliyorsanız, onlardan farklı bir şey olduğunuzu fark edersiniz. Bu farkındalık bilinmeyene giden yoldur. Bilinçlilik, bilincin içeriğinden farklıdır. Zihnin sadece biriktiren bir mekanizma olduğunu, sizin özünüz olmadığını anladığınızda, bu farkındalık dönüşümü sağlar.

Bu bir metotla değil, anlık uyanışlarla gerçekleşir. Boşluk yaratılamaz; yaratılan bir şeyin sınırları olur ve o sizin zihninizin ötesine geçemez. Siz sadece öğrendiğiniz her şeyin boşluğunu fark ederek ona hazırlanabilirsiniz. O zaman sınırlarla olan bağınız kopar ve sonsuzlukla birleşirsiniz.

Kimse "bildim" veya "ulaştım" diyemez. Bunu söyleyen kişi anılara geri dönmüş demektir; o an yaşam sona erer, bilgi ölümü getirir. Gerçek dindar, bildiğini iddia eden değil, nihai gizemin ve cehaletin sonsuz coşkusunu kabul edendir.

Lao Tzu’nun dediği gibi: "Ararsan yitirirsin. Arama, bulursun."


Kaynak: Osho, The Psychology of the Esoteric (Ezoterik Psikoloji - Bölüm 1: "The Philosophy of Non-Philosophy")


🧘 Yazarın Yorumu

Burada anlatılanlar bir bilgi yığını değil, zihnin ördüğü duvarları yıkma davetidir. Yıllarca heybemizi bilgilerle doldurduk ama ruhumuz hâlâ aç. Gerçek olan, kitapların arasında değil, zihnin sustuğu o derin boşlukta gizli. Bizler "bilen" olmanın kibriyle körleşmişken, hayat yanı başımızda akıp gidiyor. Bilmeyi bırakıp sadece "olduğumuzda", o meşhur "boşluk" kendiliğinden içimizi dolduracaktır. Aramayı bıraktığın an, bulduğun andır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dinamik Meditasyon

Arayış

Tek günah farkında olmamaktır