Kayıtlar

farkındalık etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sevgiden Sevgi Dolu Olmaya

Resim
Sevgi sözcüğü birbirinden kesinlikle farklı iki anlama gelebilir; sadece farklı değil, taban tabana zıttır. Bir anlamı, ilişki olarak sevgidir; diğer anlamı ise bir oluş hâli olarak sevgidir. Sevgi bir ilişki hâline geldiği an bir esarete dönüşür; çünkü beklentiler vardır, talepler vardır ve düş kırıklıkları vardır. Her iki taraftan da hükmetme çabaları vardır. O bir iktidar mücadelesine dönüşür. İlişki doğru şey değildir. Ancak bir oluş hâli olarak sevgi farklıdır. O senin basitçe sevdiğin anlamına gelir; ondan bir ilişki yaratmıyorsun. Sevgin tıpkı bir çiçeğin mis kokusu gibidir. O bir ilişki yaratmıyor; o senin belirli bir şekilde olmanı, belirli bir şekilde davranmanı, belirli eylemleri yapmanı istemiyor. O hiçbir şey talep etmez. O sadece paylaşır. Ve paylaşmada da herhangi bir ödül için arzu yoktur. Paylaşmanın kendisidir ödül. Sevgi senin için hoş bir koku hâline geldiğinde, o zaman onun muazzam bir güzelliği vardır. Ve sözde insanlığın çok daha üzerinde bir şey; ilahi bir şey v...

Bedenin Zekası

Resim
Batı tıp bilimi insanı ayrı bir birim olarak görmüştür – doğadan ayrı. Bu, yapılan en ciddi hatalardan biridir. İnsan doğanın bir parçasıdır; sağlığı ise doğa ile uyum içinde olmaktan ibarettir. Batı tıbbı insana mekanik açıdan bakar; bu nedenle, mekaniğin başarılı olduğu yerde o da başarılıdır. Ama insan bir makine değildir; insan organik bir bütündür ve sadece hasta parçasının iyileştirilmesi yetmez. Hasta parça, tüm organizmanın zor durumda olduğuna dair bir göstergedir. Hasta parça göze batar, çünkü en zayıf nokta odur. Hasta olan yeri iyileştirirsin ve başarılı olmuş gibi gözükürsün... Ama sonra hastalık yeniden baş gösterir. Tek yaptığın, hastalığın kendini hasta olan yerden göstermesini engellemek olmuştur; onu daha da güçlendirmiş olursun. Ama insanın bir bütün olduğunu anlamıyorsun: ya hastadır ya da sağlıklıdır; arası yoktur. İnsana bütün bir organizma olarak bakılmalıdır. Temelde, bedeninin her zaman seni dinlemeye hazır olduğunu anlamak yatar – ama onunla hiç konuşmadın, hi...

Gerçek Dindar

Resim
  Gerçek bir dindar her zaman yanlış anlaşılacaktır. Onun hakkında ne söylerseniz yanlış olacaktır. Çünkü yanlış olan sizsiniz. Onun için “iyidir” derseniz yanlış olacaktır; çünkü o aynı zamanda “kötüdür” de. O çelişkiseldir. Tanrı da çelişkisel bir nitelik taşır. Zihnin ötesine geçmediğiniz sürece, dinsel bilincin ne olduğunu hissedemezsiniz. Asıl din tektir. Din isimleri ve tarikatlar ise sadece biçimlerdir. Din, bir miras gibi size geçen bir şey değildir. O, kendi içinizde bulunacak bir şeydir. Kişisel bir büyümedir. Din, gerçekle kişisel bir karşılaşmadır. O kişisel bir arayıştır; toplumun bir parçası değildir. Ben bir Cayna* olarak doğdum. Tabii Cayna olmam için zorladılar. Nasıl böyle nadir bulunan bir dine mensup olmazdım? Fakat başarısız oldular. O zaman bana kızdılar. Onlardan olmadığım için, onlara karşı olduğumu düşündüler. Cayn dini Hinduizm’den, Vedalardan* bile eski bir dindi. Hatta Rig Veda’da Cayn Tirthankaralarından* saygıyla bahsedilmekteydi. Onlar Aryanlardan* ön...

Aşık olmak

Resim
Aşk bir ilişki değildir. Aşk bir varoluş durumudur ve bir başkasıyla hiçbir ilgisi yoktur. İnsan âşık olmaz; insan aşk olur. Ve tabii insan aşk olduğu zaman âşık da olur. Ama bu bir sonuçtur, bir yan üründür; kaynak değil. Kaynak, insanın aşk olmasıdır. Peki, kim aşk olabilir? Doğal olarak, eğer kim olduğunun farkında değilsen, aşk olamazsın. Korku olursun. Korku, aşkın tam karşıtıdır. Unutma: İnsanların düşündüğü gibi aşkın ve sevginin karşıtı nefret değildir. Nefret, amuda kalkmış aşktır; aşkın karşıtı değil. Aşkın gerçek karşıtı korkudur. İnsan sevgiyle büyür, korkuyla küçülür. İnsan korkuda kapanır, sevgide açılır. İnsan korkuda şüphe duyar, sevgide güvenir. İnsan korkuda yalnız kalır; sevgide ise kaybolur. O yüzden de yalnızlık gibi bir durum söz konusu olmaz. Eğer insan yoksa nasıl yalnız olabilir? Çünkü sevgi varken bütün bu ağaçlar, kuşlar, bulutlar, güneş ve yıldızlar senin içindedir. Aşk, kendi içindeki gökyüzünün farkına vardığın zaman yaşanır. Küçük bir çocukta korku yok...

Yanlız olma Cesareti

Resim
Yalnız Olma Cesareti Meditasyon, sadece sessiz ve tek başına olma cesaretidir. Yavaş yavaş, içinde yeni bir nitelik, yeni bir canlılık, yeni bir güzellik ve yeni bir zekâ hissetmeye başlarsın. Bu, kimseden ödünç alınmamıştır; senin içinde büyümektedir, kökü bizzat varoluşuna dayanır. Ve eğer korkak değilsen, bu tohum hayat bulacak, çiçek açacaktır. Aslında hiç kimse, varoluşun hedeflediği kişi değildir. Toplum, kültür, din ve eğitim sistemleri; masum çocuklara karşı gizli bir ittifak içindedir. Bütün güç onlardadır; çocuk çaresiz ve bağımlı olduğu için onu istedikleri gibi şekillendirmeyi başarırlar. Çocuğun kendi doğal yönelimi doğrultusunda gelişmesine izin vermezler. Tüm çabaları, insanları kullanılacak birer "metaya" çevirmektir. Çünkü çocuğun kendi başına büyümesine izin verirlerse, onun üzerinden çıkar sağlayıp sağlayamayacaklarını, yatırımlarının boşa gidip gitmeyeceğini bilemezler. Toplum böyle bir riski göze alamaz. Bu yüzden çocuğu kuşatır ve onu ihtiyacı olan kal...

Kendini Sevmek Bir İbadettir

Resim
Soru: Kişinin kendisini sağlıklı bir şekilde sevmesi ile egoist bir gurur arasındaki fark nedir? Osho. Bu ikisi dışarıdan bakıldığında birbirine benzer görünse de aralarında uçurumlar vardır. Kişinin kendisini sağlıklı bir biçimde sevmesinin derin bir dini değeri vardır. Kendini sevmeyen bir insan, asla bir başkasını sevemez. Sevginin ilk halkası senin kendi kalbinde doğmalıdır. Eğer o merkez sende oluşmamışsa, dalgalar başkasına ulaşamaz; çünkü herkes sana kendinden daha uzaktır. Bu, durgun bir göle taş atmaya benzer. İlk halka taşın düştüğü yerde, yani merkezde oluşur; sonra kıyılara doğru genişler. Sevginin ilk halkası senin etrafında olmalıdır. İnsan kendi bedenini, ruhunu ve bütünlüğünü sevmelidir. Bu sadece doğal değil, aynı zamanda hayatta kalman için şarttır. Kendini sevmek seni güzelleştirir. Kendini seven kişi zarif ve alımlı olur. Kendini seven birinin, sevmeyen birine göre daha dingin, daha meditatif ve şükran dolu olması kaçınılmazdır. İçindeki Bahçeyi Yeşertmek Eğer evini...

Politika, Din

Resim
Hırslı olmaya programlanmış durumdayız ve politikanın özü tam olarak budur. Bu sadece devletlerin veya hükümetlerin dünyasında değil, günlük hayatımızın her hücresinde var. Küçük bir çocuk, daha beşiğindeyken anne ve babasına sahte gülücükler atmaya başladığında aslında ilk politik hamlesini yapmıştır. Nerede bir "iktidar oyunu" varsa, orada politika vardır. Sıklıkla politikacıların ve din adamlarının uzaydan gelmiş, bize yabancı bir ırk gibi bizi sömürdüğünü söyleriz. Oysa gerçek şu: Onlar bizim içimizden çıktılar. Onların yaptıklarından biz sorumluyuz çünkü her birimizin içinde saklı bir politikacı ve bir rahip var. Onlar, bizim içimizdeki güç arzusunun ve "diğerlerinden daha kutsal olma" hırsının en başarılı temsilcileridir. Kısır Döngü Nereden Kırılır? Çocuk dünyaya hırsla, üstünlük fikriyle ya da güç arzusuyla gelmez. Onu anne ve babalar, eğitim sistemi, din adamları ve politikacılar; yani bu "dev çete" şekillendirir. Bu bir kısır döngüdür. Ben neden...

Uyuşturucu, toplum ve meditasyon

Resim
Soru: Uyuşturucu problemi ile ilgili bir şey söyleyebilir misin? İnsanları uyuşturucu kullanmaya iten nedir? Bu yeni bir şey değildir; insanoğlu kadar eskidir. İnsanın kaçış aramadığı bir zaman hiç olmamıştır. Dünyanın en eski kitabı Rigveda dahi uyuşturucu kullanımıyla doludur; oradaki uyuşturucunun adı "Soma"dır. Antik çağlardan beri tüm dinler, insanların uyuşturucu kullanmaması için çabalamıştır. Devletler de uyuşturucuya karşı durmuştur; buna rağmen uyuşturucular, devletlerden ve dinlerden daha güçlü olduklarını kanıtlamıştır. Çünkü hiç kimse kullanıcının psikolojisine odaklanmamıştır. İnsan perişan haldedir; kaygı, keder ve hayal kırıklığı içinde yaşar. Görünüşe bakılırsa uyuşturucu dışında bir kurtuluş yoktur. Uyuşturucu kullanımını önlemenin tek yolu, insanların coşkulu ve saadet dolu olmasını sağlamaktır. Ben de uyuşturucuya karşıyım ancak bunun tek sebebi, onun size ıstırabınızı bir anlığına unutturmasıdır. Uyuşturucu sizi acıyla savaşmaya hazırlamaz; aksine güçsüzl...

Arayış

Resim
Arayış ve İçsel Işık Hayat bir arayıştır; sürekli, ümitsiz ve arayanın ne aradığını bilmediği bir arayış... İnsanda aramak için çok derin bir içgüdü vardır ama ne aradığını tam olarak bilemez. Öyle bir zihin durumu içindedir ki, eline ne geçerse geçsin onu tatmin etmez. Hayal kırıklığı insanın kaderiymiş gibi görünür; çünkü ulaştığın her şey, ulaştığın anda anlamsızlaşır ve yeniden aramaya başlarsın. Bir şey elde etsen de etmesen de bu arayış sürer. Fakirler, zenginler, bilgeler ve aptallar... Herkes arayıştadır ama kimse tam olarak ne aradığını bilmez. İnsan bilincinin yapısında bir kara delik var gibidir; içine ne atarsan at kaybolur, hiçbir şey onu dolduramaz. Bazen parada, bazen Tanrı’da veya sevgide ararsın; insan aramaktan adeta hasta olmuştur. Arayış, "şimdi ve burada" olmana izin vermez; seni sürekli başka bir yere yönlendirir. İhtiyaç duyduğun şeyin "başka bir yerde ve zamanda" olduğu fikri seni çılgına çevirir. Rabia al-Adawia ve İğne Hikâyesi Yüce Sufi ...

Ego ve Hakiki Doğa

Resim
Sürekli olarak egoyu bırakmaktan söz ediyorsunuz; fakat neyin ego, neyin benim hakiki doğam olduğunu ayırt edemezken bunu nasıl yapabilirim? Ego bırakılamaz. O tıpkı karanlık gibidir: Karanlıktan vazgeçemezsin, sadece içeriye ışık getirebilirsin. Işık olduğu an karanlık yoktur. Karan lıktan vazgeçmenin yolunun bu olduğunu söyl eyebilirsin ama bunu sözcük anlamıyla alma. Karanlık, kendi başına var olan bir şey değildir; o sadece ışığın yokluğudur. Bu yüzden ona doğrudan bir şey yapamazsın. Sadece ışığa müdahale edebilirsin; ya ışığı içeri getirirsin ya da dışarı çıkarırsın. Karanlık istersen ışığı kapat, karanlık istemezsen ışığı aç. Ego bırakılamaz. Meditasyon öğrenilebilir. Meditasyon bir ışık gibi iş görür; meditasyon ışıktır. Işık o l, o zaman hiçbir yerde egoyu bulamayacaksın. Şayet onu bırakmak istersen başın derde girecektir; çünkü onu bırakmak isteyen kişi kimdir? O, egonun kendisidir. Şimdi yeni bir oyun oynuyor: Maneviyat, din ve kendini tanıma adı verilen bir oyun... Soruyu k...

Aklının bacakları, kalbinin gözleri...

Resim
Bir köyün dışında iki dilenci yaşardı; biri kördü, diğerinin ise bacakları yoktu. Bir gün yaşadıkları bölgedeki ormanda yangın çıktı. Bu iki dilenci aslında birbirine rakipti; aynı insanlardan dileniyor, sürekli çekişiyorlardı. Onlar dost değil, iki düşmandı. Orman alevler içindeyken iki dilenci bir an durup düşündü. Normalde birbirleriyle konuşmuyorlardı bile ama durum acildi. Kör adam, bacakları olmayan adama seslendi: — "Kurtulmanın tek bir yolu var: Seni omuzlarıma alacağım. Sen benim bacaklarımı kullanacaksın, ben de senin gözlerini. Ancak bu şekilde kurtulabiliriz." Aralarındaki husumet o an son buldu. Bacaksız adamın yanan ormandan tek başına hızla çıkması imkânsızdı. Kör adam ise yangının yönünü, yolu veya güvenli boşlukları göremiyordu; tek başına kaybolmaya mahkûmdu. İkisi de zeki davranarak düşmanlığı bıraktı, birleşti ve hayatlarını kurtardılar. Bu bir Doğu masalıdır ve asıl konusu akıl ile kalptir. Meselenin dilencilerle veya ormanla bir ilgisi yoktur; mesele tam...

Ararsan yitirirsin. Arama, bulursun

Resim
Ben bir doktrin öğretmiyorum; doktrin öğretmek anlamsızdır. Bir filozof değilim, zihnim felsefi bir yapıda değil. Felsefe insanı hiçbir yere götüremez, bugüne kadar götüremedi de. Düşünen ve sorular soran bir zihin, gerçek anlamda öğrenemez. Pek çok doktrin mevcuttur ancak her doktrin bir uydurmadır; insanların yarattığı bir kurgu, bir keşif değil, bir icattır. İnsan beyni sonsuz sistemler yaratacak kapasitededir; ne var ki gerçeği teoriler yoluyla bilmek imkânsızdır. Tıka basa bilgiyle dolmuş bir zihin, cahil kalmaya mahkûmdur. Aydınlanma, bilginin bittiği noktada başlar. Önümüzde iki olasılık vardır: Ya bir şey üzerinde düşünürüz ya da ona varoluşsal bir yoldan yaklaşırız. Bir insan ne kadar çok düşünürse, bulunduğu andan o kadar uzaklaşır. Bir şeyin üzerinde düşünmek, onunla olan doğrudan teması yitirmek demektir. İşte bu yüzden benim öğretim; doktrin karşıtı, felsefe karşıtı ve spekülasyondan uzak bir deneyimdir. Olmak, yalnızca "olmak"tır. Açık ve savunmasız bir biçimde ...

Tek günah farkında olmamaktır

Resim
Tek günah farkında olmamak, tek erdem ise farkında olmaktır. Farkındalık olmadan (bilinçsiz) yapılacak her eylem günahtır; sadece bilinçli olarak yapılabilecek olanlar ise erdemdir. Farkında olduğun an birini öldürmen, şiddet kullanman, çalman veya birine eziyet etmen olanaksızdır. Her türlü "düşman", ancak farkındalığın karanlığında ve sen uykudayken içeri sızabilir. Buda şöyle der: "Eğer bir evin içinde ışık varsa hırsızlar ondan kaçınır. Bekçi uyanıksa hırsızlar denemeye bile kalkmaz." Sen ise içinde hiç ışık yanmayan bir evsin. İnsanın sıradan hali, mekanik bir işleyiştir: Homo Mechanicus . Sadece isim olarak insansın; aslında eğitilmiş, becerikli bir makinesin. Bu yüzden ne yaparsan yap yanlış olacaktır. Unutma; erdemlerin dahi farkındalık yoksa gerçek erdem değildir. Farkında olmadığında erdeminin ardında devasa, dehşet verici bir ego gizlenir. Öğrenilmiş ve gayretle kazanılmış "azizliğin" bile nafiledir. Çünkü bu çaba gerçek bir alçakgönüllülük geti...

Senin içinde üç tane sen var

Resim
SORU: Her zaman egomuz aracılığıyla mı eylemde bulunuyoruz yoksa ondan özgür olduğumuz anlar da var mıdır? Senin içinde üç tane sen var. Birinci sen, kişiliktir. Kişilik (personality) sözcüğü Yunanca "persona" kökünden gelir. Antik Yunan tiyatrosunda maske kullanırlardı ve ses maskeden gelirdi. "Sona" ses, insan sesi anlamına geli r; " per" ise maskenin içinden demektir. Gerçek yüzü, gerçek aktörü tanımıyorsun. Bir maske var ve maskenin içinden ses geliyor. Maskeden geliyor gibi gözükür ve sen gerçek yüzü tanımıyorsun. Kişilik güzel bir sözcüktür, o Yunan tiyatrosundan gelir. Ve olan şey budur. Yunan tiyatrosunda sadece bir tane maskeleri vardı. Senin ise tıpkı bir soğanın katmanları gibi maskelerinin üzerinde pek çok mas ken vardır. Bir maskeni kenara koysan başka bir tanesi vardır, onu da kaldırsan diğeri vardır. Sen kazımaya ve kazımaya devam edebilirsin; kaç tane yüz taşıdığını bilmek seni şaşırtacaktır. Kaç tane! Hayatlardır onları topluyorsun. Onla...