Yanlız olma Cesareti



Yalnız Olma Cesareti

Meditasyon, sadece sessiz ve tek başına olma cesaretidir. Yavaş yavaş, içinde yeni bir nitelik, yeni bir canlılık, yeni bir güzellik ve yeni bir zekâ hissetmeye başlarsın. Bu, kimseden ödünç alınmamıştır; senin içinde büyümektedir, kökü bizzat varoluşuna dayanır. Ve eğer korkak değilsen, bu tohum hayat bulacak, çiçek açacaktır.

Aslında hiç kimse, varoluşun hedeflediği kişi değildir. Toplum, kültür, din ve eğitim sistemleri; masum çocuklara karşı gizli bir ittifak içindedir. Bütün güç onlardadır; çocuk çaresiz ve bağımlı olduğu için onu istedikleri gibi şekillendirmeyi başarırlar. Çocuğun kendi doğal yönelimi doğrultusunda gelişmesine izin vermezler.

Tüm çabaları, insanları kullanılacak birer "metaya" çevirmektir. Çünkü çocuğun kendi başına büyümesine izin verirlerse, onun üzerinden çıkar sağlayıp sağlayamayacaklarını, yatırımlarının boşa gidip gitmeyeceğini bilemezler. Toplum böyle bir riski göze alamaz. Bu yüzden çocuğu kuşatır ve onu ihtiyacı olan kalıba dökmeye başlar.

Sahte Kimlik ve Yalnızlık Korkusu

Bir anlamda, çocuğun ruhunu öldürüp, öz benliğinin eksikliğini hissetmemesi için ona sahte bir kimlik verirler. Bu kimlik sadece bir maskedir. Ancak bu maske, sadece onu sana veren kalabalık içinde işe yarar.

Tek başına kaldığın an, sahte kimliğin parçalanmaya; bastırılmış gerçek kimliğin ise kendini ifade etmeye başlar. İşte "yalnız kalma korkusu" tam olarak budur.

Hiç kimse tek başına kalmak istemez. Herkes bir kalabalığa ait olma peşindedir; sadece birine de değil, birçok gruba... Dini gruplar, siyasi partiler, kulüpler... İnsan günün yirmi dört saati desteklenmek ister çünkü sahte bir destek olmadan ayakta duramaz. Tek başına kaldığında garip bir delilik hissetmeye başlar. Yıllar boyunca birisi olduğuna inandın ve birdenbire, aslında o kişi olmadığını fark edersin. Bu durum büyük bir korku yaratır: "O halde ben kimim?"

Ruhun Karanlık Gecesi

Yıllar süren baskıların ardından gerçek kimliğinin uyanması zaman alacaktır. Mistikler bu ara döneme "ruhun karanlık gecesi" derler. Bu çok yerinde bir deyimdir; artık o sahte kişi değilsin ama henüz gerçek benliğinle de tanışmadın. Belirsiz bir ara bölgedesin.

Özellikle Batı dünyasında bu sorun daha karmaşıktır; çünkü bu süreci kısaltıp gerçeğe ulaşmak için bir metodoloji geliştirmemişlerdir. Batı, meditasyonu tanımaz. Oysa meditasyon; sadece tek başına kalıp, sessizce gerçeğin kendini göstermesini beklemektir. O bir eylem değil, sessiz bir gevşemedir. Çünkü ne "yaparsan" yap, onu aslında sahte kimliğin yapacaktır.

Alışkanlıklar zor ölür. Yıllarca sevdiğin ve saygı duyduğunu sandığın insanların dayattığı kişilikle yaşadın. Onlar bunu bilerek, kötülük olsun diye yapmadılar; niyetleri iyiydi ama farkındalıkları sıfırdı. Ebeveynlerin, öğretmenlerin, rahiplerin... Hepsi bilinçsizdi. Ve niyet ne kadar iyi olursa olsun, bilinçsiz birinin elinde zehre dönüşür.

Kalabalıktan Kaçarken Kalabalığa Yakalanmak

İnsanlar en çok tatillerde zorlanır. Hafta sonu gevşeme hayali kurarlar ama hafta sonları dünyanın en berbat zamanlarıdır. İstatistiklere bakın; kazalar, intiharlar ve suçlar en çok hafta sonu artar. Neden? Çünkü meşguliyet bitince insanlara bir seçenek sunulur: Ya gevşeyecekler ya da yeni bir meşgale bulacaklar. Gevşemek korkutucudur çünkü sahte kimlik yok olur.

Hemen sahillere koşarlar, kilometrelerce trafik sıkışıklığına katlanırlar. "Kalabalıktan kaçıyorum" derler ama tüm kalabalığı yanlarında götürürler! Aslında evde kalsalar daha sakin olacaklardır; fakat o kumsalda, etrafında binlerce kişinin güneşlendiğini görmeye ihtiyaçları vardır. Sahte benliğin var olabilmesi için kalabalık şarttır.

İç Sesini Geri Kazan

İç sesin kendi geçerliliği vardır. Ancak bilimsel ve sosyal şartlanmalar nedeniyle insanlar bu sesi duymayı bıraktı. Başkalarına bağımlı hale geldik. Biri "Ne kadar mutlu görünüyorsun" derse mutlu hissediyoruz; yirmi kişi "Üzgün görünüyorsun" derse mutsuz oluyoruz.

Zihninde taşıdığın şeylerin yüzde doksan dokuzu ödünç alınmıştır. Bilgili olmaktan vazgeç ve kendi iç sesini keşfet. Meditasyon, bu iç sesin keşfinden başka bir şey değildir. Kalabalıktan korkmadığın an artık bir koyun değil, bir aslan olursun. Kalbinde özgürlüğün kükremesi yükselir.

Özgürlük Sana Kanat Verir

Ben hayatım boyunca uyumsuz biri oldum ve bundan büyük keyif aldım. Toplumla uyumsuz olmak, birey olmak demektir. Uzlaşmaya gidip bireyliğini kaybettiğin an, intihar etmiş olursun.

Uyumsuz olmak, egoist olmak değildir. Gerçek uyumsuz mütevazı biridir; kimse onu kendi kalıbına çekemez. O özgürdür çünkü egosundan özgürleşmiştir. İtaatkâr çocuk övülür ama hiçbir itaatkâr çocuğun dünyayı değiştirecek bir yaratıcılık sergilediğini göremezsin.

Asla bir şeyden "kaçmak" için özgürleşme; bir şey "olmak" için özgürleş. Gerçek için, kendin için... Sorumluluğu başkasına atma. Biri seni sömürüyorsa, sömürülmek istediğin içindir. Güvenlik uğruna hapse girmeyi sen seçtin. Ama artık o hapishanenin duvarlarıyla savaşmayı bırak, içine bak.

Kendi önünden çekil!


Yapılan Başlıca Düzeltmeler:


Bir Not: Vivekananda ve Ramakrishna hikayesindeki "Tanrı" kavramı Osho tarafından her zaman "kişisel bir tanrı" değil, "evrensel bir bilinç" olarak anlatılır. Bu vurguyu metnin sonunda korudum.

Kaynak: "The Courage to be Alone" ve "The Dhammapada" Osho

Yorumlar