Kayıtlar

dönüşüm etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Aklının bacakları, kalbinin gözleri...

Resim
Bir köyün dışında iki dilenci yaşardı; biri kördü, diğerinin ise bacakları yoktu. Bir gün yaşadıkları bölgedeki ormanda yangın çıktı. Bu iki dilenci aslında birbirine rakipti; aynı insanlardan dileniyor, sürekli çekişiyorlardı. Onlar dost değil, iki düşmandı. Orman alevler içindeyken iki dilenci bir an durup düşündü. Normalde birbirleriyle konuşmuyorlardı bile ama durum acildi. Kör adam, bacakları olmayan adama seslendi: — "Kurtulmanın tek bir yolu var: Seni omuzlarıma alacağım. Sen benim bacaklarımı kullanacaksın, ben de senin gözlerini. Ancak bu şekilde kurtulabiliriz." Aralarındaki husumet o an son buldu. Bacaksız adamın yanan ormandan tek başına hızla çıkması imkânsızdı. Kör adam ise yangının yönünü, yolu veya güvenli boşlukları göremiyordu; tek başına kaybolmaya mahkûmdu. İkisi de zeki davranarak düşmanlığı bıraktı, birleşti ve hayatlarını kurtardılar. Bu bir Doğu masalıdır ve asıl konusu akıl ile kalptir. Meselenin dilencilerle veya ormanla bir ilgisi yoktur; mesele tam...

Tek günah farkında olmamaktır

Resim
Tek günah farkında olmamak, tek erdem ise farkında olmaktır. Farkındalık olmadan (bilinçsiz) yapılacak her eylem günahtır; sadece bilinçli olarak yapılabilecek olanlar ise erdemdir. Farkında olduğun an birini öldürmen, şiddet kullanman, çalman veya birine eziyet etmen olanaksızdır. Her türlü "düşman", ancak farkındalığın karanlığında ve sen uykudayken içeri sızabilir. Buda şöyle der: "Eğer bir evin içinde ışık varsa hırsızlar ondan kaçınır. Bekçi uyanıksa hırsızlar denemeye bile kalkmaz." Sen ise içinde hiç ışık yanmayan bir evsin. İnsanın sıradan hali, mekanik bir işleyiştir: Homo Mechanicus . Sadece isim olarak insansın; aslında eğitilmiş, becerikli bir makinesin. Bu yüzden ne yaparsan yap yanlış olacaktır. Unutma; erdemlerin dahi farkındalık yoksa gerçek erdem değildir. Farkında olmadığında erdeminin ardında devasa, dehşet verici bir ego gizlenir. Öğrenilmiş ve gayretle kazanılmış "azizliğin" bile nafiledir. Çünkü bu çaba gerçek bir alçakgönüllülük geti...

Senin içinde üç tane sen var

Resim
SORU: Her zaman egomuz aracılığıyla mı eylemde bulunuyoruz yoksa ondan özgür olduğumuz anlar da var mıdır? Senin içinde üç tane sen var. Birinci sen, kişiliktir. Kişilik (personality) sözcüğü Yunanca "persona" kökünden gelir. Antik Yunan tiyatrosunda maske kullanırlardı ve ses maskeden gelirdi. "Sona" ses, insan sesi anlamına geli r; " per" ise maskenin içinden demektir. Gerçek yüzü, gerçek aktörü tanımıyorsun. Bir maske var ve maskenin içinden ses geliyor. Maskeden geliyor gibi gözükür ve sen gerçek yüzü tanımıyorsun. Kişilik güzel bir sözcüktür, o Yunan tiyatrosundan gelir. Ve olan şey budur. Yunan tiyatrosunda sadece bir tane maskeleri vardı. Senin ise tıpkı bir soğanın katmanları gibi maskelerinin üzerinde pek çok mas ken vardır. Bir maskeni kenara koysan başka bir tanesi vardır, onu da kaldırsan diğeri vardır. Sen kazımaya ve kazımaya devam edebilirsin; kaç tane yüz taşıdığını bilmek seni şaşırtacaktır. Kaç tane! Hayatlardır onları topluyorsun. Onla...