Arayış
Arayış ve İçsel Işık Hayat bir arayıştır; sürekli, ümitsiz ve arayanın ne aradığını bilmediği bir arayış... İnsanda aramak için çok derin bir içgüdü vardır ama ne aradığını tam olarak bilemez. Öyle bir zihin durumu içindedir ki, eline ne geçerse geçsin onu tatmin etmez. Hayal kırıklığı insanın kaderiymiş gibi görünür; çünkü ulaştığın her şey, ulaştığın anda anlamsızlaşır ve yeniden aramaya başlarsın. Bir şey elde etsen de etmesen de bu arayış sürer. Fakirler, zenginler, bilgeler ve aptallar... Herkes arayıştadır ama kimse tam olarak ne aradığını bilmez. İnsan bilincinin yapısında bir kara delik var gibidir; içine ne atarsan at kaybolur, hiçbir şey onu dolduramaz. Bazen parada, bazen Tanrı’da veya sevgide ararsın; insan aramaktan adeta hasta olmuştur. Arayış, "şimdi ve burada" olmana izin vermez; seni sürekli başka bir yere yönlendirir. İhtiyaç duyduğun şeyin "başka bir yerde ve zamanda" olduğu fikri seni çılgına çevirir. Rabia al-Adawia ve İğne Hikâyesi Yüce Sufi ...